beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Ahlat Taş İşçiliği ve Divriği Bakımından Önemi

Çok yakın zamanda UNESCO tarafından Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınan Ahlat taş işçiliğinin Divriği bakımından önemini biliyor muydunuz? Gelin, birlikte keşfedelim…

 

Ahlat, Van Gölü’nün kuzeybatısında yer alan ve Bitlis iline bağlı olan bir ilçedir.  Ahlat, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olup, tarihi bakımdan oldukça zengin bir geçmişe sahiptir. M.Ö. 1700’lerde Hurri-Mitanni hâkimiyeti altında olan Ahlat, M.Ö. 1000 civarı Asur egemenliğine ve sonrasında Urartu egemenliğine geçmiştir. M.Ö. 600 civarı Medlerin, M.Ö. 545-330 aralığında ise Perslerin egemenliğine geçer. Sonrasında bu topraklar Büyük İskender tarafından hakimiyet altına alınır, sonrasında ise Partların eline geçer. M.Ö. 30- M.S. 395 Roma İmparatorluğu hakimiyeti altında olan Ahlat, 395’te Büyük Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra, Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) toprakları arasında yer alır. Devamında ise sırasıyla, İslam İmparatorluğu, Abbasiler, Emeviler, Bizans, Mervanoğlu Beyliği, Dilmaçoğulları, Şahlar (Sökmenler), Eyyubiler, Moğollar (Celalettin Harzemşah), Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlı egemenliği altına girer.

 

Geleneksel Türk el sanatları bakımından taş işçiliği oldukça önemli bir yere sahip olup, geleneksel Türk mimarisinde taş işçiliği kullanımına yoğun olarak rastlanmaktadır. Ahlat taşının da Türk mimarisinde önemli bir yeri haizdir. Ahlat taşı, volkanik bir taştır. Oldukça hafif ancak basınca karşı da oldukça dayanıklıdır.

 

Ahlat taş işçiliği uluslararası alanda da somut olmayan kültürel miras olarak kabul edilmiştir. Bir önceki yazımda somut olmayan kültürel miras kavramını detaylı olarak açıklamaya çalışmıştım. Bu yazımda da kısaca değinmek gerekirse, somut olmayan kültürel miras, toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar anlamına gelmektedir. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Hükümetlerarası 17. Komite Toplantısı bu sene 28 Kasım-3 Aralık 2022 tarihleri arasında Fas'ın başkenti Rabat'ta düzenlenmiş ve bu toplantıda geleneksel Ahlat taş işçiliği, UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınmıştır. Somut olmayan kültürel mirasın korunması sözleşmesi ile somut olmayan kültürel mirasın korunmasının yanı sıra somut olmayan kültürel mirasın önemi konusunda duyarlılığın arttırılması da amaçlanmaktadır.

 

Ahlat taş işçiliği, korunması gereken bir kültürel miras değeri olmasının yanı sıra Divriği ile de bağlantılıdır. Bu bağlantı, Divriği’mizin meşhur Ulu Cami ve Şifahanesi üzerindendir. Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi, Mengücekoğulları döneminde Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından 1228-1229 yılları arasında yaptırılmıştır. Bu muhteşem eser, hem mimari özellikleri hem de zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle, 1985 yılından bu yana UNESCO’nun Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. Bu görkemli yapının inşasında, yüzlerce duvar ustası ve taş ustası birlikte çalışmıştır. Yapının tamamı, kesme taştan inşa edilmiştir.

 

Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi’nin baş mimarı Hürrem-Şah bin Muğis el-Hilati (bazı kaynaklarda Hürşah El-Hilati ya da Ahlatlı Muğis oğlu Hürrem Şah olarak da geçmektedir), Ahlatlıdır. Kitabelerde yer alan bilgilere göre, Ahlatlı Hürrem Şah kapıları da yontmuştur. Bu şaheserin yapımında emeği olan Ahmed Nakkaş Hilati isimli bir başka sanatkarın daha Ahlatlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, inşaada görev alan duvar ustaları ve taş ustaları arasında başka birçok Ahlatlı ustanın yer aldığı tahmin edilmektedir.

 

“Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi’nin tamamını taş süslemeler kaplamaktadır.” Bu görkemli yapıda bulunan binlerce motiften hiçbiri birbirini tekrar etmez! Baş mimar Hürrem Şah, “Eğer yaptığım bu bina 100 sene evvel yıkılacaksa evvela benim adım yere düşsün ben yıkılayım” demiş ve ismini, eserin yıkılması hâlinde ilk olarak kendi adının yere düşeceği şekilde cami ve şifahaneye yazmıştır. Bu, büyük ustanın mütevazılığını bizlere göstermektedir.

 

Celal Esad Arseven tarafından, duvarlarda, tonozlarda ve sütunlarda kullanılan ileri mühendislik tekniklerine dair şu ifadelere yer verilmiştir “Kesme Taş Duvar inşası büyük bilgi ve beceri gerektiriyordu. İri taş kütlelerden duvarların sıkletini hesap etmek, taşları yerine göre tıraşlamak, sütunları taşıyacakları ağırlıklara göre kalınlıklarını ve oturdukları temel kaidelerini hesaplamak, binanın açıtlarını tonoz, kubbe ve kemerlerin, açılma kuvvetlerini bilmek, hayli bilgi ve deneyim gerektiriyordu”.

 

Görüleceği üzere kültürel miras, yalnızca belli bir coğrafyanın değil, tüm insanlığın ortak değeridir. Öyle ki, geçmiş zaman koşullarına göre oldukça uzun mesafeler arasında dahi yaşanan bilimsel ve sanatsal etkileşimler, günümüze kalan “hazinelerin” ortaya çıkmasında birlikte rol oynarlar. Bir yörede gelişen bir zanaat, başka yörelerdekileri de besler ve birlikte adeta bir ırmağın kollarının ana ırmakta toplanması gibi, suyu besler ve çağıltırlar. Çağıl çağıl akan bu tertemiz ve bereketli sular, tüm insanlığın muhtaç olduğu, onlara hayat sunan ve onları besleyen ana kaynaklardan birini oluşturur. Nasıl ki artık o suyun içinde hangi koldan gelen hangi suyun nasıl aktığı görünmez olur, sular birbirine karışır, bir olur; insanlığın kültürel mirası da bu şekilde bütünleşir. Ahlat taş işçiliği ve Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi gibi.

 

Son olarak değinmek isterim ki, yaşadığımız topraklar kültürel miras bakımından gurur verici ölçüde zengindir. Öyle ki, ülkemiz kültürel miras listelerine en çok unsur kaydettiren ilk 4 ülke arasında yer almaktadır. Zengin kaynaklardan beslenen tertemiz suların aktığı ve bizlere hayat verdiği günlerin devamı dileğiyle…

Bu yazı 3083 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum